• TELKİN DERGİSİ

Unutulmuş Kahraman: Nuri Killigil Paşa / Ömer Can TOPÇU

Kafkas İslam Ordusu Başkomutanı, Bakü Fatihi, Atatürk’ün silah arkadaşı, endüstriyel silah tasarımcısı, Türk Silah sanayisinin temellerini atan, unutulmuş büyük kahraman Nuri Killigil Paşa.

Nuri Bey, 1911-1912 yılları arasında Trablusgarp’ta Mustafa Kemal Bey ile beraber İtalyanlarla savaştı. Komutası altında bulunan bölgeyi canından öte sayıp bir metrekaresini düşmanlara teslim etmedi. Ağabeyi Enver Paşa Harbiye Nazırı olduktan sonra 1918’de Yarbay Nuri Bey’i İstanbul’a çağırdı ve Kafkaslarda Müslümanların katledilmesi hadisesini ona anlattı. Enver Paşa’nın emri kesindi: Kafkaslardaki Müslüman ahalinin katledilmesi süratle durdurulacak ve bu olayların zanlıları yakalanıp cezalandırılacaktı. Yarbay Nuri, Nazırlık tarafından Fahri Ferik rütbesi verilmiş kuvvetiyle beraber Kafkasya’ya gönderilmişti.

İçerisinde bulunulan durum Nuri Paşa’nın yanına ordu verilmesini engelliyordu, bu sebeple Nuri Paşa’nın yanında sadece emekli Osmanlı askerleri ve gönüllüler bulunuyordu.


Nuri Paşa Gence’ ye girip öncesinde halkı örgütledi sonrasında Bakü ve Dağıstan’ın kurtarılmasının ancak halkın yardımıyla olabileceğini anlattı. Kafkas halkları zaten Osmanlı’dan bir dost eli bekliyordu ve bu orduya katılmaya dünden hazırdı, bu telkinler fısıltı gazetesi aracılığıyla tüm Kafkasya’ya yayıldı, orduya resmen insan akını olmuştu ve Kafkas İslam Ordusu artık gerçek bir orduydu.


Azerbaycan’daki Rus ve Ermeni birlikleri Mart Olayları olarak anılan Müslüman katliamını başlatmaları üzerine, Kafkas İslam Ordusu Azerbaycan’ı kurtarma harekatına başladı.


İslam’ın Kafkasya’daki ordusu Bakü’ye yürümeye başladı.




Ordunun ayak sesi Rusları ve Ermenileri korkuttu, İngilizlerden yardım istediler. İngilizler Bakü’ye bir kuvvet gönderdiler ancak inanan bir ordunun karşısında Ruslar, Ermeniler ve İngilizler birleşse de sonucu değiştiremeyecekti. Düşman ordusu, Kafkas İslam Ordusu’nun çarıkları altında ezilerek dağıldı. 15 Eylül 1918’de Nuri Paşa at belinde arkasında ordusuyla Bakü’ye girdi. Bakü’ye Türk’ün bayrağı çekildi. Nuri Paşa artık Bakü Fatihi idi ve bununla yetinmeyecekti. Bakü’nün kurtarılmasından hemen sonra Ekim ayında Dağıstan da kurtarıldı.

Hapis ve Almanya Serüveni

Bu zaferler ardından Osmanlı savaşta yorgun düşecek ve Mondros Mütarekesi’ne imza atacaktı. Bu imzadan hemen sonra Enver Paşa ülkeyi terk etti. Nuri Paşa hala Bakü’de duruyordu ancak bir süre sonra Türkiye, Sovyetler Birliği ile Moskova Antlaşması’nı yapacak ve Bakü’yü Sovyetlere bırakacaktı. Nuri Paşa bu antlaşma sonrası Kafkas İslam Ordusu’nu dağıtıp, Payitahta gitti ancak derhal tutuklanıp Batum’da hapsedildi.


Hapishaneden yerel halk tarafından kaçırılan Nuri Paşa, Erzurum’a Milli Mücadele’ye yardım için döndü. Orada pasif görevlerde bulunan Nuri Paşa, Türkiye’de darbe yapacak düşüncesiyle görevlerden uzaklaştırıldı. Nuri Paşa bu hadiseden sonra anladı ki Milli Mücadele’ye en büyük hizmet ancak Türkiye’den gitmekle olacaktı. O da öyle yaptı, Almanya’ya geçti.

Almanya’da ki bulunduğu süre zarfında Türkiye Cumhuriyeti ile koordineli çalışan Nuri Paşa, TSK’nın hafif silah ve mühimmat tedariki için çalışmalar yürüttü. 1925 yılında Nuri Paşa’nın emekliliği onaylandı ve Atatürk’ün imzasıyla Yarbay emeklisi olarak ordudan ayrıldı. Yaptığı icraatlar 1929 yılında İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.


Almanya’da ki bulunduğu süre zarfında Türkiye Cumhuriyeti ile koordineli çalışan Nuri Paşa, TSK’nın hafif silah ve mühimmat tedariki için çalışmalar yürüttü. 1925 yılında Nuri Paşa’nın emekliliği onaylandı ve Atatürk’ün imzasıyla Yarbay emeklisi olarak ordudan ayrıldı. Yaptığı icraatlar 1929 yılında İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

Süreç Nasıl Gerçekleşti


TSK’dan ve yurtdışından gelen siparişlere yetişemeyen Nuri Killigil, 1944’te Sütlüce’de de bir fabrika açtı. Bu fabrikada çizimi kendisine ait olan Nuri Killigil Tabancası’nı kendi fabrikasında üretti.

Onlarca yıl tabanca kullanan bir silahşor olarak her detayı düşünmüştü. 9mm ve yarı otomatik olan bu tabanca, o dönemin en iyi silahları arasında yer alıyordu.

Bir yandan silah üretimi yapan Nuri Killigil, diğer yandan hükümet izniyle Almanlarla görüşüyor ve Almanları oyalıyordu. 1944’te Almanların yenileceği ortaya çıkınca İnönü hükümeti, Amerikalıların baskısıyla Nuri Killigil’e siyasi baskıda bulundu. Nuri Killigil, fabrikayı kapattığını ilan etse de üretime devam etti.



1949 yılına kadar gizli kapaklı üretime devam eden Killigil’in Silah Fabrikası, yeni kurulan kapitalist ve Siyonist İsrail devletine karşı savaşan Mısır’a 5000 tabanca, Suriye’ye 2000 havan topu sattı ve bu ticaret, silah ambargosu döneminde gerçekleşti. Ancak o dönemde hükümetin İsrail ile uyumlu bir siyaset seyrettiği aşikardı.


2 Mart 1949’da Sütlüce’ den tüm İstanbul’un kulaklarını sağır eden bir ses duyuldu. Bu ses Nuri Killigil’in silah fabrikasından geliyordu. Halk, itfaiye ve sağlık ekipleri olay mahalline vardığında bir vahşet ile karşılaştı.


En az 20 ölü ve 60 yaralı vardı, yerde el, kol parçaları doluydu. O an Nuri Killigil de fabrikadaydı ancak vücut bütünlüğü kaybolmuştu. Ölülerin arta kalan parçalarına toplu bir cenaze namazı kılındı.



Nuri Killigil’in gövdesi 20 gün sonra denizde bulundu. Yakınları cenaze namazı kılınmasını istese de dönemin müftüsü ‘’Bir et parçası için cenaze namazı mı kılınırmış?’’ diyerek bu istekleri geri çevirdi. Nuri Killigil’in naaşı, işçi arkadaşlarının yanına gömüldü. 18 Mart’ta olaylar görüşülürken milletvekilleri ‘’Hadise örtbas edilmeye çalışılıyor’’ diye serzenişte bulundu.

Bunun üzerine Meclis 23 Mart’taki kapalı celsede bu hadise üzerine konuştu. En büyük şüpheli, defalarca İstanbul’dan İsrail’e silah kaçıran ve İstanbul’da yaşayan Siyonist Yahudiler olarak görülüyordu.


Bakü Fatihi Nuri Killigil’in hayali, ilk defa I. Dünya Savaşı’nda İngiliz kuvvetlerinde gördüğü, sonrasında II. Dünya Savaşı’nın kaderini belirleyen tanklardan üretmekti. Ancak bu hayali gerçekleştirmek ona nasip olmadı. Günümüzde Türkiye’nin yıllardır üretmek için çalıştığı Altay tankını gözümün önüne getiriyorum da… Çok geç kaldık. Tank piyasasında Amerikan ve Rus ekolleri vardır. Belki de Nuri Killigil’in bu meçhul ölümü olmasaydı bu ekollerin yanına gururla bir de Türk ekolünün varlığından söz edebilirdik.

41 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör