• TELKİN DERGİSİ

UNUTULAN VATAN KIRIM / Abdullah Barış Yılmaz

Bugün kafamızın üstünde "Hürriyet, Hürriyet" diye haykıran, belki onun için yazılmamıştır ama "Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türk'ün bayrağına" sözlerinin 21. Yüzyıldaki sahibi Kırım'ı anlatmak istiyorum.


Coğrafî olarak baktığımız zaman Kırım bölgesi, Doğu Avrupa'da Karadeniz'in kuzey kıyısında yer alan ve Karadeniz ile Azak Denizi tarafından çevrelenen bir yarımadadır.

Kırım adasının bizim tarihimizle ile birlikteliği ise 430 yılından sonraAttila'nın amcası Aybars'ın hakimiyetine giren Alanlar'ın Sudak ve Aradav şehirlerini almasıyla başlamıştır.


Bu tarihten sonra Kırım bölgesi sırasıyla Bulgar Türkleri, Hazarlar, Peçenekler, Kıpçaklar, Karaim Türkleri ve Altın Ordu Devleti arasında el değiştirdi. 1261’de Kırım adasının önemli bir özelliği olan Karadeniz limanları yani Karadeniz ticareti Cenevizlilerin eline geçmiştir. Bu durum 1475’te Osmanlı Hükümdarı Başbuğ Fatih Sultan Mehmet Han'ın Kırım'ı fethine kadar sürmüştür. Kırım’ın fethi ile de Karadeniz tam anlamıyla bir Türk gölü haline gelmiştir.

300 yıl boyunca süren Osmanlı hükümdarlığı 18.yüzyılın başında Rusya'nı kuvvetlenmesi ile birlikte tehlikeye girmeye başlamıştır. (Bundan sonra Rusların Kırım üzerindeki oyunlarını ve ilhaklarına şahit olacağız. Belki de “tarih tekerrür eder” sözünü apaçık Kırım üzerinden görüyoruzdur?) Rusya 1736'da Kırım yarımadasına girerek Bahçe Saray'da iki bin evi ve Han Sarayı'nı yakmış, Selim Giray'ın kurduğu zengin kitaplık da mahvolmuş, Kalgay'lar'ın merkezi Akmescit de yakılmıştır. Bundan sonra Şahin Giray ihanetle Rusya'ya kaçıp onlara sığındığından 1774'te Kaynarca Antlaşması ile Rusya Kırım'ın istiklâlini ve tarafsızlığını Osmanlı Devleti'ne kabul ettirdikten sonra 1783'te de Kırım'ı ilhak etmiştir.

Rusya’nın birinci ilhakından sonra Kırım 134 yıl boyunca Rus İmparatorluğu tarafından yönetilmiştir. Bu ilhak zamanında Kırım’ın asıl sahipleri Türkler büyük işkencelere maruz kalmışlardır.










“Aman, oglum, satma sakın, elindeki topragı,

Anan kibi seni besler bereketli kucagı.

Piçen, arpa, aş istemez, verir sana bunları,

Sefil rezil olma sakın, satıp ana topragı.”

-Gaspıralı İsmail Bey


134 yıl esirlikten sonra Ekim Devrimi sonrası Kırım kısa süreliğine de olsa bağımsızlığını ilan etmiştir. 26 Aralık 2017’de kurulan bu devletin ismi Kırım Halk Cumhuriyeti olmuş, ilk ve tek Cumhurbaşkanı Numan Çelebicihan olmuştur. Rusya’da başa geçen komünist rejim bu cumhuriyeti tanımamış ve Arbiy ihtilâl komitesini Kırım topraklarını işgale yollamıştır. Bu duruma karşın “Kırım, Kırımlılarındır!” mefkuresi ile yola çıkan Kırım halkı, orduya karşı büyük bir direniş göstermiştir fakat 3 bin kişilik Kırım ordusu 40 bin kişilik Sovyet ordusuna karşı mağlup olmuştur. Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Ant Etkenmen Tatar Ulusal marşının güfte sahibi Numan Çelebicihan da idam edilmiştir. Kırım ve Türklük adına yaşamış ve Türklük adına hayatını feda etmiş olan Numan Çelebicihan’ı saygı ve rahmetle anıyorum.


Kırım Halk Cumhuriyet’inin ve Kırım Tatarlarının Ulusal Marşı


ANT ETKENMEN

Ant etkenmen milletimniñ yarasını sarmağa

Nasıl olsun eki qardaş birbirini körmesin?

Onlar içün ökünmesem, muğaymasam, yaşasam

Közlerimden aqqan yaşlar derya-deñiz qan bolsun.


Ant etkenmen şu qaranğı yurtqa şavle sepmege,

Nasıl bolsun bu zavallı qardaşlarım iñlesin?

Bunu körüp buvsanmasam, muğaymasam, yanmasam

Yuregimde qara qanlar qaynamasın, qurusın.


Ant etkenmen, söz bergenmen millet içün ölmege

Bilip, körüp, milletimniñ köz yaşını silmege.

Bilmey körmey, biñ yaşasam, qurultaylı han bolsam,

Kene bir kun mezarcılar kelir meni kömmege.



1921’de SSCB’ye muhtar Sovyet Cumhuriyetleri arasına katılan Kırım, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kırım Tatarlarının bir kısmının Nazi Almanyası'nı desteklediği iddiasıyla sürgüne zorlanmışlardır. (Telkin Dergisinde önceden yazdığım yazılarda da Rusların istediği topraklarda bulunan milletleri herhangi bir sebep ile baskı ve zorbalıkla sürgünlere zorladığını ve katliamlar yaptığını anlatmıştım. Rus milleti belirli bir toprak üzerinde hakimiyeti varsa o toprak üzerindeki tüm milletlere baskı yapar eğer toprağa sahip değilse ama o toprak üzerinde çıkarı varsa o toprak üzerindeki azınlıklarla ya da belirli taraflarla o toprakları karıştırır. Bunun örneklerini Gürcistan’da Karabağ'da ve Suriye’de görüyoruz.) Bu sürgünde günümüzde belirtilen rakamlara göre 193.865 Kırım Tatarı sürgün edilmiştir. Sürgün boyunca toplam nüfusun %45 açlık, susuzluk ve hastalık nedeniyle hayatını kaydetmiştir.


Glasnost ve Perestroyka politikalarının sonuçlarından biri olarak 15 Kasım 1989’da SSCB Yüksek Sovyeti, Kırım Tatarları ile diğer halkların sürgününü kınamış, "yasa dışı ve cinai" olarak kabul etmiştir. 1990 yılından itibaren Kırım Tatarlarının Kırım Yarımadasına göz boyamak adına kısmî bir şekilde başlamıştır.

1991’de SSCB'nin dağılmasıyla ve Ukrayna’nın kurulmasıyla birlikte Kırım bölgesi Ukrayna içinde kalmıştır. 2014 yılında ise Rusya’nın Kırım’ı Ukrayna'yı baskılayarak tekrar ilhak etmesiyle beraber Kırım'ın fiili yönetimi tekrardan Rusya’ya geçmiştir. Şu anki Rusya 20.yüzyıldaki zihniyetleri gibi baskıcı bir yöntem izlemiyormuş ve Kırım’a çok şefkatli bir şekilde yönetiyormuş gibi gözükse de zihniyetin ve çıkarların aynı olduğunu hatırlatmalıyız. Türk yurdunda Türkün sözü geçmiyorsa her zaman zulüm yaşayacağımızı tarih üzerinde hep gördük ve görüyoruz.


Kırımlı soydaşlarımızın yaşadığı onca baskıya ve zulüme rağmen Türklerin tarihini öğrenmesinde ve Türk milliyetçiliğinin ve Türklüğün yükselmesinde en büyük katkıyı veren taraflardan birisi olmuşlardır. Halil İnalcık ve İlber Ortaylı ile tarihimizi öğrenirken, İsmail Gaspıralı’dan Türk milliyetçiliğini anladık. Ersan İlyasova ile İlhan Mansız sayesinde sporda büyük başarılar kazandık. Bundan dolayıdır ki bir Türk genci kendi öz topraklarını ve kendinin yaşadığı acıları bilmeli ve onlar için ders çıkarmalıdır. Kırım’da, Karabağ’da, Tebriz'de, Musul'da, Kerkük’te hala soydaşlarımız acılar çekmektedir. Bazı milletler olmayan olaylardan biri soykırım iddiası ortaya atarken, öz vatanında yıllardır ezilen Kırımlı soydaşlarımızı unutmak ihanettir.

Tanrı Türk’ü Korusun ve Yüceltsin


9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör