top of page
  • TELKİN DERGİSİ

Ulu Kazak “Akını” Abay Kunabayoğlu / Mikail Aksu


Kazak halkının en önemli şairi (akın: şair [Kazak Türkçesi]), fikir adamı, eğitimcisi ve devlet adamı olan Abay (İbrahim) Kunanbayoğlu, 10 Ağustos 1845’te günümüz Kazakistan’ın Semey ili Abay ilçesinin Karavıl köyünde dünyaya geldi. Kazakistan’da isim kısaltma adeti olduğu için kendisine “Abay” diye hitap edildi. İlk öğrenimine 10 yaşında Semey’de bir medresede başladı. Burada Farsça, Arapça ve o dönemde yaygın olan Çağatay lehçesini öğrendi. Aynı zamanda Nizamî, Fuzulî, Firdevsî, Ahmet Yesevî gibi en önemli Doğu şairleriyle tanıştı. Medrese eğitiminden sonra Rusça öğrenmek için Rus mektebine gitse de bu ancak 3 ay sürmüştür. Abay 13 yaşındayken babası hacca gittiği için mensup olduğu Argın boyunun beyi olmuş ve burada halkı daha da yakından tanıma fırsatı bulmuştur.


Abay'ın Doğduğu Dönemde Yaşananlar

16. yüzyıla kadar ayrı ayrı yaşayan Kazaklar, 16. yüzyıldan sonra tek bir devlet haline geldi. Bu devlet, Tavke Han’ın ölümünden sonra Küçük Cüz, Orta Cüz, Büyük Cüz olmak üzere 3 hanlığa bölündü. Daha sonra tüm “cüzler” Ruslar tarafından himaye altına alındı ve sömürge politikaları başladı. Ruslar, öncelikle Kazakların yönetim anlayışını değiştirdi. Babadan oğula geçen sistem yerine Ruslarca atanan “Ağa Sultan”lar halkı yönetmeye başladı. Bununla da kalmayan Ruslar yerel yönetimlere de hiyerarşiye dayalı bir sistem kurarak "bolıs" denen yerel yöneticileri atadı. Üst yöneticilerin ve bolısların halka yaptığı baskı, vergilerin artırımı vb. politikalar toplumda pekâlâ huzursuzluğa yol açtı.


Huzursuzluğa tanık olan Abay; şiirlerine yaşananları yansıtmış yüksek makamdaki kişileri tenkit etmekten geri durmamıştır. Hatta Abay’ın tenkitlerindeki samimiliği babasını bile eleştirmesinden anlayabiliriz. Zira Abay, yönetimini adaletsiz bulduğu babası Kunanbay’ı bile tenkit etmekten geri durmamıştır.



Yönetim dışında eğitimde de değişiklikler yaşandı. O dönemler birçok Müslüman devlette mevcut olan “modern mektep – medrese” ayrımı Kazakistan’da da vardı. Medreselerin çoğu o dönemler sadece dini eğitim verirken modern okullarda pozitif bilimler okutuluyordu. Bahsedilen okulların dışında bir de Rus okulları vardı. Çocuklara Rusça öğretiliyor aynı zamanda Rus kültürü Kazak çocuklarına empoze ediliyordu. Millî ve tek bir eğitim yerine farklı farklı anlayışlarla eğitimlerin verilmesi ilerleyen yıllarda halk nezdinde derin ayrılıklara yol açtı.



Yönetim, eğitim konularının yanında yargı da değişime uğradı. Türkiye Türklerinde olduğu gibi Kazak Türklerinde de o zamanlar dini yani şeri hukuk bunun yanında bir de ananevi yani örfi hukuk vardı. İki hukuk anlayışına 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bir de Rus hukuk normları eklendi. Ruslar kanunlarla halkı yeniden şekillendirmek istese de Kazak halkı bu değişikliklere uyum sağlayamadığı için huzursuzluklar hukuk alanında da baş gösterdi.


Kazak halkının başına gelen siyasî, iktisadî, harsî ve hukukî musibetlerle birlikte halkın ahlaki yönden bozulmaya başladığını düşünen Abay yaşananlara çok üzüldü ve halkını şiirle terbiye etme yoluna başvurdu. Bunların yanında oğlu Abdirahman’ı (Abiş) erken yaşta kaybetmesi de Abay’ın hayatında derin izler bıraktı. Yaşanan hadiseler Abay’ın fikir ve şiir dünyasının temellerini oluşturdu.


Abay'ın Edebiyatı

Yukarıda da anlatıldığı üzere halkın eğitimsizliğinden yakınan Abay’ın şiirlerinde satirik ve bununla beraber didaktik bir üslup görülür. Bu iki şiir türü halkın eğitme yolunda gerçekten de önemlidir. Abay, satirik şiirlerle halkı eleştirip onların yanlışlarını yüzüne vururken didaktik şiirlerle de yaptıkları yanlışlardan nasıl dönmeleri gerektiğini, yaptıkları yanlışın çözümlerini sunuyordu. Eleştiri konusunda “yüzüne vurmak” gibi sert bir lafız kullandım çünkü Abay halkı gerçekten de sert bir üslupla tenkit etmiştir. Tabii bu Abay’ın aslında halk adamı olmadığı, halka tepeden baktığı anlamına gelmez. İnsan dediğimiz varlık sevdiği “herhangi bir şey” hakkında endişelendiğinde, korku duyduğunda ister istemez sert refleksler gösterir. Onunkisi de zor durumda olan topluluğu kurtarmanın bir refleksiydi sadece. O halkını seviyordu, o halkın oğluydu.



Abay’ın verdiği eserleri 3’e ayırabiliriz: Birincisi toplum eleştirileri ve ahlakla ilgili konulardan bahsettiği şiirler, ikincisi yine aynı konuları ele aldığı didaktik yönü güçlü olan manzum hikayeler, üçüncü ve son olarak da Abay’ın alametifarikası Kara Sözler (Qara Sözder).


Şiirleri ele alacak olursak Abay, Kazak şiirine yepyeni bir soluk getirdi. En önemli yenilik Abay’ın Kazak edebiyatını yazılı ve modern bir hale getirmesidir. Zira Kazak şiiri Abay’dan önce daha çok sözlüydü (şifahi). Kimi kaynaklara göre Kazak Türkleri 19. yüzyıldan itibaren yazıya daha çok önem vermeye başladıysa da tam manasıyla yazılı edebiyata geçiş Abay tarafından gerçekleştirildi diyebiliriz. Bu bile aslında Abay’ın önemini yeterince gösterir ancak Abay bunlarla da kalmayıp o dönemler Kazakistan’da çokça kullanılan “kara ölen” (ölen: şiir [Kazak Türkçesi]) denilen şiir tarzına yeni biçimler getirmiştir. Sekiz ayak adını verdiği 5 veya 8 heceli mısralardan müteşekkil 8 mısralık şiirleri, 6 veya 3 heceli mısralardan müteşekkil 16 mısralık şiirleri onun şiire getirdiği yeniliklerden sadece bazılarıdır. Saydığımız yeni şiir biçimleri basit gibi görünse de sözleri kalıplara uydurup muntazam şiirler yazmak hiç de göründüğü kadar kolay değildir. Ancak büyük şair Abay bunu başarmıştır.


Abay ölçü olarak ilk başlarda aruzu kullansa da daha sonra halk edebiyatına yönelmiş en çok kullanılan Türk vezinlerinden 11’li hece ölçüsünü kullanmıştır. Dil bakımından halkın gündelik hayatındaki kelimelerden istifade etmiş, dile sonradan giren yabancı (daha çok Rusça kelimler) kelimeleri kullanmaktan kaçınmıştır.


Şiirlerin haricinde Abay, Kazak Türklerinin rehber kitabı niteliğinde olan düzyazı şeklindeki Kara Sözler’i yazdı. Uzunlu kısalı 45 metinden oluşan Kara Sözler, çoğunlukla nasihat özelliği taşır. Nasihatlerde tembel olmamak, ülke ve insanlar için hakkıyla çalışmak, bilime sanata önem vermek gibi insanın kâmil insan düzeyine ulaşabilmesi için edinmesi gereken özellikler verilir. Ayrıca devlet yönetimiyle ilgili, adaletle ilgili sözlere de yer verilir. Sözleri okuduğumuz zaman Abay’ın verdiği tavsiyelerin aslında felsefi bir temeli olduğunu görürüz. Bu da bize Abay’ın Kara Sözler’inin aslında “her gün büyüklerimizden duyduğumuz klasik nasihatlerden” ziyade uzun süredir üstüne düşünülmüş, kafa yorulmuş nasihatler olduğunu gösterir.



Bazı aydınlar, halkı ülke gerçekliklerinden uzak şekilde aydınlatmaya çalışır. Mesela açlıktan kıvranan bir kişiye okumanın öneminden bahsederler. Ancak Abay halk adamıdır. Zamanında okulu bırakıp yönetime geçmesi vesilesiyle halkı yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Bu yüzden o, Kazak halkını teoride değil pratikte de tanır. Kara Sözler’i okurken 25. Söz dikkatimi çekmişti. Orada “Çocuklar okutulmalı ancak ibadet edecek kadar ve Türkçe bilecek kadar okutulmalı. Çünkü biz savaştayız ve savaşta olan bir halk önce karnını doyurmalıdır. Karın doymazsa ilim irfan aşkı nasıl yüreklerde canlanır.” şeklinde bir ifade vardı. Bu ifade, bize Abay’ın ülke gerçeklerinden bihaber olmadığını gösterir. Yine aynı numaralı Kara Söz’ün devamında şairimiz, “çocukların Rusça öğrenmeleri gerektiğini” söylüyordu. Abay, Rusları düşman bilerek dillerini öğrenmeyi reddedebilirdi. Ancak Abay’a göre Ruslarla denk bir dava güdebilmek için Rusça öğrenmek gerekiyordu hatta şarttı. 19. yüzyılda milliyetçiliğin en güçlü olduğu dönemlerde düşman dili öğrenilmesinin önemine ancak Abay gibi bir “kâmil insan” parmak basabilirdi zaten.


Kara Sözler’in felsefi temelle yazılması ve bu temel oluşturulurken ülke gerçekliklerinden de ayrılınmaması Abay’ı -filozof yapmasa da- Kazakistan’ın en önemli “fikir adamlarından” biri yapmıştır.


Abay Sevgisinin Somut Yanları

1886 yılına gelindiğinde Abay şiirlerini ilk defa kendi ismini kullanarak yayınladı. Aynı zamanda halk, yine 1880’li yıllarda artık onu gerçekten kabullendi ve bu kabullenme süreci o raddeye ulaştı ki kendisi Kazak halkı tarafından milli bir simge haline getirildi. Halk sadece Abay’ı araştıran Abaytanuv adında bir bilim dalı oluşturdu, onun resmini paralarına bastı, Kazakistan’ın eski başkenti ve en büyük şehri Almatı’da heykelini dikti, adına üniversite açtı, bir ilçeye ismini verdi ve nihayet Kazakistan’da yayımlanan 4 Ağustos 2020 tarihli bir kararnameye göre 10 Ağustos, “Şair Abay Günü” ilân edildi. Kazaklar haricinde uluslararası alanda da somut örnekler vardır. Abay’ın doğumunun 150. yılı münasebetiyle 1995 yılı UNESCO tarafından “Abay Yılı” ilân edilirken, yine Abay’ın doğumunun 175. yılı münasebetiyle 2020 yılı TÜRKSOY tarafından “Abay Kunanbay Yılı” ilân edilmiştir.



Abay Kunanbayoğlu – Namık Kemal Benzerliği

Okumalar yaparken bu iki büyük Türk şairin ortak yönleri dikkatimi çekmişti. Abay’ı daha kolay anlayabilmek için Namık Kemal’e bakabileceğimizi düşünüyorum. En başta iki şairin arasında sadece 5 yaş vardı. Yani her ikisi de 19. yüzyılın ikinci yarısında, tüm Türk-İslam dünyasının sıkıntıya düştüğü dönemlerde yaşamıştı. İki şairin de bozulan halkı eğitmek, yanlış siyaseti eleştirmek, bağımsızlığı; hürriyeti savunmak gibi amaçları vardı. Her iki şair de dilin sadeleşmesi yolunda adımlar atmıştı. Aynı zamanda ikisi de çok yönlüydü. Sanat adamı oldukları kadar fikrî yönleri, bürokraside az ya da çok bulunmaları, halkı Batı edebiyatıyla tanıştırmak için tercümeler yapmaları ortak özellikleridir. Biz Türkler -özellikle biz Türk gençleri- büyük şairlerimizin yazdıklarını hakkını vererek okumalı ve okumakla kalmayıp onları hayatımıza tatbik etmeliyiz.


Abay'ın Beşi...

Cümlelerime nokta koyarken şunu söylemek isterim ki Abay’ın sözleri Kazak Türkleri için önemli olduğu kadar biz Türkiye Türkleri için hatta dünyadaki tüm Türkler için de bir o kadar önemlidir. Biz Türkler, Abay atanın şu sözlerine kulak vermeliyiz:


Beş şeyden uzak dur,

Beş şeye yakın dur

Adam olacağım diyorsanız.

Dedikodu, yalan, övünmek,

Tembellik, boşa mal saçmak,

Beş düşman bu, bilseniz.

Gayret, çalışmak, derin düşünce,

Kanaat, merhamet gibi

Beş asıl iş bulsanız.


[Kazak Türkçesi]

Bes narseden kaşık bol,

Bes narsege asık bol,

Adam bolam deseniz.

Tileuing, ömiring aldında,

Oğan kayğı ceseniz.

Ösek, ötirik, maktanşak,

Erinşek, beker mal şaşpak -

Bes duşpanıng, bilseniz.

Talap, enbek, tereng oy,

Kanağat, rakım, oylap koy-

Bes asıl is, könseniz.

15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page