top of page
  • TELKİN DERGİSİ

Soluksuz Yürüyüş / Elifnur Saban



Sırtımda ağırlığını hissetmediğim bir yükle ilerliyorum. Zihnime kurulu tüm cephelerden çatışma sesleri yükseliyor. Yürüttüğüm bu savaş, sırtıma ve en çok da ruhuma anlamını aratan yükler yüklüyor. Bir kuş vuruyorum, incinmiyorum. Bir karınca eziyorum, kalbim titremiyor. Yürürken kalbimle birlikte tüm bedenimi türlü testlere tabi tutuyorum. Yanıt alamıyorum. Donuk bir ruhu, her seferinde asma bahçelerinde oyulmuş bir rahmetin alameti olarak görülen kısa çöplerle dürtme arzusu ile dolup taştığımı görüyorum. Bu gördüklerimse hoşuma gitmiyor. Yürümeye devam etmeme engel teşkil etmeye başlıyor. Zira insan, farkındalığı karşısına alıp konuşmaya başladığında buğulu zihin yürüyüşlerine de manalar yüklemeye başlıyor. En önemlisi de bilmenin ve farkındalığın acısına sarılmayı, zihninin ön cephelerine ilettiği bir sevkiyat olarak görüyor. İnsanı bu noktada durdurabilecek bir gücün varlığından söz etme haddi beni aşıyor. Zihnimi ve ruhumu aşan birçok his gibi. Ve ben bu hayatı yürürken birçok yola sapıyorum. Yığılmış kıvrımlı yollarda gözüme görünenler, benden izin almaksızın birer birer tırmanıyorlar zihnime. Gıcırtıların, ürkek seslerin arasında tozları alınmamış hatıralarımı arıyorum. Pek çok savaş işte tam da bu noktada başlıyor. Kurşunlar hiç acımadan uzanıyorlar peşi sıra. Canımı yakmaktan vazgeçmiş birkaç kurşun seyriyle ilerliyorum hatıraların arasında. Beni anlam yürüyüşünden sıyıran birkaç görselle girdim bu odaya, anımsıyorum. Ben, bu odayı sevmiyorum. Biliyorum, bu odanın içinde güzel savaşlar gizli.



İnsanın hatıralarla dolu zihninin arka odasında geçmiş ortada tersine asılı durur. Bu odanın kapısını her açtığında biraz daha alışır insan bu manzaraya ancak yine de kimse bu odaya girip çıkmasın ben de peşlerine düşüp bir ateşe kapılmayayım diye yalvarır zifiri karanlıklarda. Ben de herkes gibi tüm zifiri karanlıkları takvim ağzına oturup bekliyorum. Takvim yapraklarını koparmayı beklemekle yürümek arasında mekik dokuyan bir hayat gerçekliğinde hatıraları en arka odalara atmak, insana bahşedilmiş en kudretli kalkan diyorum kendi kendime. Bu hayatta sapmam gereken yolların hesabını yapıyorum incelikle. Donuk bir ruhun yapmayacağı işleri yapıyorum. Hislerini yitirmiş bir ruhun ince hesaplar güdeceğini kim ileri sürebilir ki? Karşıtlıkların kurşun gibi davrandıklarını ileri sürüyorum. Bu karşıtlıklara karşı başka bir seçenek sunulmadı. İnsana çöplerin en kısası seçtirildi. İnsana kendi iradesi yetmedi, üçüncülerin elleri yürüdükleri yollarda sırtlarına değdi. Sırtıma değen yüklerin birkaç el olduğunu şimdi şimdi idrak ediyorum. Sürekli kendini sorgulamaya yer bırakan eylemler bahşediyorum kendime. İlerliyorum, yük taşıyorum, merdivenlerde hızlı adımlara seyirci oluyorum. Bekliyorum, kendime sorular biriktiriyorum. Takvimden yapraklar koparıyorum. Zihnimde çarpışmalar yaratıyorum. Safıma insanlar katıyorum. Ben insanlarla soluksuz yürü yorum. Soluksuz bir yürüyüş içinde hayatı soyuyorum.

10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page