• TELKİN DERGİSİ

Seçen Kim? / Yusuf Ilgar Aydın

Bir an olsun gözlerimizi kapatıp, son birkaç yılda yaşadığımız siyasi tartışmaların nerelereuzandığını düşünelim. Bu tartışmalarda sarf edilen sözler, birdenbire gündemimizi değiştiriyor. İşin sonunda kamuoyu olarak kendimizi; devletin şeklini, cumhuriyetin niteliklerini ve devletin bütünlüğünüyani Türkiye Cumhuriyeti’nin genel esaslarını tartışırken buluyoruz. Endişeli bir Türk Milliyetçisi olarak tartışmaları yakından takip ederken kavramların (millet, cumhuriyet, laiklik vb.) doğru anlaşılamadığını (kimileri için anlaşılmak istenmediğini) fark ediyorum. Değil bu hassas kavramların tanımını, sorulan sorular dahi elimizi kolumuzu bağlıyor. Bu yazının da konusunu oluşturacak o soruya geçelim, “Kürt seçmen kime oy verecek?”. Bu soru, genellikle seçim atmosferinin etkisi altında kimi yazarlar tarafından tekrarlanır. Özellikle bu soruyu yazıya taşımamın nedeni, mevcut algının ne olduğunun daha iyi kavranmasını sağlamak. Ne var bunu konuşmakta diyecek olursanız, açıklayalım.


“Türk Milleti dediğim…”

Kavramların doğru anlaşılmadığını söylemiştik. Şimdi bu konu üzerinden bir zaman yolculuğuna çıkalım ve millet kelimesinin kullanım olarak nasıl değiştiğini inceleyelim. Millet, İbranice’ de “konuşmak/ söylemek” anlamına gelen “melel” kelimesine dayanmaktadır. Kelime, Arapça’ da “ezberden yazdırmak, dikte etmek” anlamına geliyor. Yazılana dayanması anlamı itibariyle “millet” kelimesi “din” kelimesinin karşılığı olarak Kuran dahil birçok yazılı metinde karşımıza çıkar. Kelime zaman içerisinde birçok Müslüman düşünür tarafından tekrar tanımlanıyor. Ve genel anlamda “topluluğun arasındaki ilişkileri düzenleyen mefhum” olarak kullanılmaya devam ediyor. Burada insanlar arasındaki bağı sağlaması işleviyle millet kelimesi, İngilizce’ deki “nation” kelimesinin karşılığı olarak Türkçe’ de bugün var olan anlamıyla kullanılmaya başlanıyor. Elbette millet, topluluğun arasındaki ilişkileri düzenleyen mefhum olmakta çok daha ötedir. Burada anlatmaya çalıştığım, bu kelimenin kullanımının nasıl değiştiğidir.


Bir milletin ferdi olmak, anayasal bir kimliğin yanında aynı dili ve tarihi milleti oluşturan diğer fertlerle paylaşmak anlamına da geliyor. Bu bilgiyi vermemin sebebi, milletin yalnızca kanunen bizi birbirimize bağlayan bir mefhumun ötesinde bir bağ olduğunu düşünmemdir.Bu bağlamda, “millet”i “etnisite”den ayıran diğer önemli bir unsur ise;devletin en kapsayıcı muhatabı olmasıdır. Egemenlik, Türk Milleti dışında başka bir zümreyle paylaşamaz.


Bizi zorlayan o soruya geçelim “Kürt seçmen kime oy verecek?”. Seçmen, Türkiye Cumhuriyetinin istikbaline karar veren kişidir. Sosyokültürel veya siyasi anlamda seçmen kitlesini ayırabiliriz. Doğal olarak öncelikleri farklı olan seçmen kitleleri kendi zıtlarını yaratabilir. “Kürt seçmen” diye tanımladığımız bir kitlenin zıttı nedir o halde? Bu kitlenin geri kalan(lar)ına ne diyeceğiz. Çok popüler olan şu “Kürdü’yle Lazı’yla...” diye başlayan cümlelerdeki etnik kimlik listelerini mi sayacağız? Anlaşılıyor ki, bu tarzda cümleleri ağızlarından düşürmeyenlerin de istedikleri bu yönde: Egemenliğin biricik sahibi Türk Milletine sözde ortaklar yaratmak.


Çözüm Ne?

Seçmeni siyasi anlamda gruplara ayırmanın bir sakıncası yok. Büyükşehirlerdeki seçmeni o şehrin dinamiklerine göre analiz edebiliriz. Analizlerimiz sonucunda büyük ölçüde fayda da sağlayabiliriz. Pekala, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türk Devletinin bir kısmını neden böyle değerlendirmeyelim? Koskoca bir bölgenin seçmenine “Kürt seçmen” diyerek yarattığımız algı neye yarar? İşte basit gibi görünen bir sorudan çıkarttığımız sonuçlar bunlar. Başta siyasette olmak üzere bu algıyı yıkmak, benim gözümde tüm Türk Milliyetçilerinin görevi olmalıdır.Çözüm şudur, başta medya ve siyasetin kafamızda oluşturduğu “Kürt seçmen” tanımını yıkarak, seçmeni olması gerektiği gibi değerlendirmektir.


Kaynakça

İslam Ansiklopedisi




34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör