top of page
  • TELKİN DERGİSİ

PSİKOLOJİDE KULLANILAN TESTLER / YUNUS EMRE ILICA / SAYI: 3

Paris Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü ve Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi olan PIERRE PICHOT’un yazdığı ve İletişim Yayınları’nın Cep Üniversitesi Dizisi içerisinde okuyucuya ulaşan Psikolojide Kullanılan Testler adlı eser, ortalama düzeyde bir okuyucu için Psikolojide bilgiye ulaşma yöntemlerinden belki de en önemlisi olan testler hakkında genel geçer bilgileri içeriyor.

Eser ilk defa 1954 yılında orijinal adı “Presses Universıtairss de France” olan büyük Fransız yayınevinin “Que sais-ıe?” / “Ne biliyorum?” adlı dergi koleksiyonunda yayımlanmıştır. Bu koleksiyon, uzman olmayan okuyucuya, uzman olan yazar tarafından, okuyucunun konuya girişi sağlayabilmesi için temel yapıtaşını oluşturma amacıyla içerik üretmektedir.

İletişim Yayınlarının Cep Üniversitesi Dizisi de neredeyse aynı amacı taşıdığını önsözde belirtmektedir. 1993 yılında Türkçeye kazandırılan eser, bugünün genç okuyucusu için ufak bir miktar ağır gelebilir. Akademik dil ile haşır neşir olmaya çabalayan okuyucu için ise kolaylıkla anlaşılabilecek 120 sayfalık bir bilgi deposu. Son olarak eseri okumadan evvel psikoloji terminolojisine bir göz gezdirmenin epey faydalı olacağını söylemeliyim.


Eser, Bilgi ve Beceri testleri ile Kişilik Testleri başlıkları altında iki bölüme ayırılmış şekilde. Burada bu ayrımdan farklı olarak, öncelikle her iki test tipi hakkında genel bir bilgi aktarımı sağlanacak, sonrasında test örnekleri ile verilerin yorumlanması hakkında içeriklere geçiş sağlanacaktır.


Psikolojide kullanılan testler hakkında o yıllarda uluslararası anlamda kabul gören tanım şu şekilde: "Başarı ve başarısızlığın saptanması veya başarının sayısal değerlendirilmesinin yapılması için belirli bir tekniği ve incelenen her öznede aynı olan bir amacı kapsayan belirlenmiş bir deney. Söz konusu amaç, edinilmiş bilgilerin (pedagojik test) veya duyularla kasların devinme özelliğine ait işleyişin ya da zihinsel işleyişin (psikolojik test) ortaya konuşu olabilir." Konu ile ilgili pek de münasebeti olmayan bizler için özetle şu tanımı yapabiliriz: “Psikoloji biliminin başarı olarak kabul ettiği olgunun varlığını veya niceliğini sorgulamak için geliştirilen; amacı, yöntemi, kapsamı belirli olan deney.”




SSCB ÖRNEĞİ

1890’lı yıllarda Amerika’daki üniversite öğrencilerinin bireysel farklılıklarını belirlemek için ortaya çıkan Psikolojik / Mental testler, yıllar içerisinde şu nitelikleri kazandı: Doğruluk, Ayırıcılık, Geçerlilik. Kişilik testlerinde, Doğruluk ölçütü geliştirmek imkansıza yakındır. Misal olarak “Kalabalık bir ortamda mı, birkaç arkadaşınızla mı vakit geçirmekten hoşlanırsınız?” sorusu, tek bir doğru cevabı olan nesnel bir soru değildir. Ancak verilebilecek yanıtların sınıflandırılması, soruya ayırıcı nitelik kazandırır. Geçerlilik niteliğinin sağlanabilmesi için ise; testin, ölçmeyi öngördüğünü ölçebilir olması gereklidir. Nesnel ve Öznel olmak üzere ayrımı yapılan kriterin en basit örneği, yazı hızını ölçmek için kullanılan klavye kullanım testidir.


Psikolojide kullanılan testlerin sınıflandırılışında ise birden çok yöntem vardır. Bunların ilki; testleri dış özelliklerine –soru cevap, el becerisi- ve yönetim biçimine -bireysel, kollektif- göre, ikincisi ise işlevsel bir yönteme dayanarak yetkinlik ve kişilik testleri olarak sınıflandırır.

Son olarak SSCB’de psikolojik testlerin kullanımının yasaklanışından da bahsetmek gerekli. Bilimsellikten uzak ve Anti-Marxist olduğu gerekçesiyle, ilke olarak yanlışlığı ve uygulanması bakımından suçluluğu sebepleri ile bu karara varılmıştır. Herhangi bir bilimsel yöntemin doğruluğunu veya gerekliliğini tartışmanın o yönteme katkı sağlayacağına inandığımdan, bilimsellikten uzak olduğu iddiası en azından tartışılabilir bir olgu olarak kabul edilebilir. Ancak bir bilimsel yöntemin içerisinde ideolojik bir bulgu veya amaç aramak, hastalıklı bir zihniyet olmaktan öteye geçememiş, geçemeyecektir.


Bir miktar teorik birikim sağlandığına kanaat getirerek, pratikte bu testlerin neler olduğunu, nasıl, hangi amaçla, hangi yöntemle yapıldığından bahsetmenin gerekliliğini görüyorum.


Bilgi ve beceri testleri kapsamında ele alınan zeka testi örneğinde, her bir soru 2 aylık zeka yaşı ilerlemesi olarak kabul edilir. Deneğin her bir sorusunu doğru cevapladığı yaş ise temel zeka yaşı olarak kabul edilir. Örnekte 5 yaş grubunun tamamına doğru yanıt veren denek, temel olarak 5 yaş zeka grubundadır. Daha sonra doğru cevap verdiği diğer 6 soru, 2’şer aylık ilerleme olarak kabul edildiğinden, 12 aylık -1 senelik- bir ilerleme daha kabul edilip, deneğin zeka yaşı 6 olarak bulunur. Yöntem, yazarın da belirttiği üzere birçok konuda eleştirilebilir niteliğe sahiptir. İlk akla gelenlerden birisi de 6 yaş grubundaki sorular 2 aylık ilerleme olarak kabul edilirken 8 yaş grubundakiler neden 3 aylık ilerleme olarak kabul edilmediğidir. Burada esas olan şudur: Kolay uygulanabilirlik ve uygulanan kitle içerisinde bir kıyas yapabilmek. Doğru zeka yaşını bulmaktan ziyade, kıyas grubu içerisinde bir bulgu elde etmek. Bugünlerde epey kullanılan IQ testlerinin ise temelinde şu yöntem yatar:



Beceri testlerinde, genel faktör ile ilişkili sözel olmayan testler de tarihsel kullanımı açısından göze çarpmaktadır. 2. Dünya Savaşı esnasında ABD’de Karma Test yöntemi kullanılırken, İngilizler, ordularına Stephenson-Spearmen testini uyguluyordu. Örnek olarak gösterilen testte, şekiller köşeli veya oval olmalarından bağımsız olarak yataylık ve düşeylik şartlarına göre dizilmişlerdir. Denek tarafından bu diziliş farkının bulunması ve en son aşamada gösterilmesi istenmiştir.


Kasları hareket ettirme özelliğinin ve el becerisinin ölçüldüğü, ABD uçuculuk sınavlarında kullanılan, görme duyusunun denetlediği el ve kol becerisine dayanan 60 silindir bloğun kalıplara yerleştirilmesi testi de ordu alımlarında kullanılan bir test olması nedeniyle basit ama işlevsel nitelikleriyle karşımıza çıkıyor. Ayrıca ABD’de havacılık ve uzay alanlarında, nişan almada hız ve keskinlik, aktif olarak kullanılmayan el ile iş görebilme ve nişan alma, görsel hafıza ile ayırd edebilme, uzaysal yön duygusu (gösterilen çeşitli durumlardaki ellerin sağ el mi sol el mi olduğu testi) gibi testler uzun yıllardan beri gelişen yönleriyle kullanılmaktadır. İçlerinde en dikkat çekici ve zorlayıcı nitelikler taşıdığına inandığım ise, bir coğrafya haritasını inceletip sonrasında o haritanın belli bölgelerini anlattırma veya çizdirme yolu ile yapılanıdır. Algısal hız da denilen bir diğer test ise, zihinde canlı kalması gereken ögenin gösterilmesinden sonra, karışık bir görselde veya ortamda o ögeyi buldurma testidir. Dağlık ve yeşil bir alanda, kamuflaj veya bej renkli bir kıyafet giyinen bir askeri bulabilme, birbirine çok benzeyen üç insan suratı arasındaki farklılıkları bulabilme, bir yazı listesinde araya karışan harf veya sayıyı bulabilme gibi testler, askeri alanlarda veya büro çalışanları üzerinde uygulanabilir. Gestalt algılaması da denilen bir diğer test ise, geniş bir alanda bir anda belirip sonra hemen kaybolan bir harfi hız ve keskinlik ile algılayabilme olarak açıklanır.

İşitsel dayanıklılık alanında ise, doğal olmayan bir tonlama ile okunan kelimeleri algılayabilme, sırası karışık verilmiş bir cümleyi kuralına göre düzenleme, gürültülü bir ortamda söylenen sözcükleri tanıyabilme gibi testler ile yapılabilir.

Yine ABD havacılığında kullanımıyla öne çıkan bir diğer test ise, “A-B, C-?” gibi testlerdir. Denekten, A ile B arasındaki tümevarım işlemini bularak, C ile sorunun cevabı olan D arasındaki tümdengelim işlemini gerçekleştirmesi istenir, ve buna çıkarımda bulunabilme yetisi adı verilir. Bugünün teknolojisine bağdaştırmak istediğimizde, Microsoft Excel programında alt alta 1 ve 2 rakamlarını yazıp bu ikiliyi seçerek aşağı doğru uzatma işlemini gerçekleştirdiğinizde 3,4,5, … olarak uzamasını gösterebiliriz.

Bir diğer test yöntemi olan yargılama testlerinde, “Bir tiyatroda iken yangın çıktığını ilk farkeden siz olsaydınız ne yapardınız” gibi ucu açık anlam soruları kullanılır. Ayrıca akıcı düşünme ve sözel akıcılık gibi testlerde ise aynı eklerle kurulan anlamlı sözcükleri hızlı bir şekilde sıralama, sınırlı bir zamanda olabildiğinde fazla sözcük yazma gibi testler de mevcuttur. Buna benzer olarak pek bilindik olan telaffuz testleri de gösterilebilir.

Bellek gücünü ölçmeyi hedefleyen testlerde; sözcük-renk, sayı-sözcük, resim-sayı gibi bağdaştırmalar gösterilerek sonrasında denekten aynı bağdaştırmaları ifade etmesi istenir.


Kişilik testlerine geldiğimizde ise karşımıza çıkan ilk güçlük deneğin yalan söyleme ihtimalidir. Burada yalancılık çizelgesi de denilen, deneğin ne kadar yalancı olduğunu göstermeye yarayan, “Hayatınızda ne sıklıkla küfür edersiniz?” gibi sorular sorulabilir. Ancak yine de tüm tedbirler alınsa bile deneğin sorulara baştan savma, rastgele cevaplar verme ihtimali mevcuttur. Tam burada devreye F çizelgesi denilen yöntem giriyor.


Bu yöntemde, deneğin durumundan bağımsız olarak hiçbir insanın veremeyeceği cevaplar kullanılıyor. Eğer denek bu cevapları işaretlemekte ısrarcı davranmışsa, deneğin güvenilirliği sorgulanılabilir. Ayrıca, tek ve çok evreli olmak üzere iki gruba da ayrılabilen kişilik testleri, ideolojik eğilimleri ölçerken karşımıza sık sık çıkmasıyla bilinir. Dincilik ile İnsel Özgürlüğü, Faşizm ile Hümanitarizm düşüncelerine eğilimleri tasvir eden çizelge, en sık bilinenlerdendir. Kişilik testlerinin takdir edeceğiniz üzere yorumlanmasının güçlüğü ile anlaşılabilir sınıflandırmalardan bir miktar uzak oluşu özel ilgi ile okunmasını gerektiren bir başlık olarak karşımıza çıkıyor. Bu sebeple bu meselenin örnekleri üzerinde daha fazla durmanın gerekli olmayışı fark edilebilir.


Bu konuda ilgili iseniz; yüzlerce eser, kendileri ile haşır neşir olmanız için sizleri bekliyor. Tavsiyede bulunmanın aklınızı bulandırmaktan öteye geçmeyeceği kanaatindeyim. Özel ilgi alanınız en belirleyici olan kriterdir. Sevgilerle…

17 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page