• TELKİN DERGİSİ

Kişisel Gelişim: Yatırım mı? Palavra Mı? / Yunus Emre Ilıca

21. yüzyılın başlarında kişisel gelişim, bugün bilindiği anlamına evirilmiştir. Geçmişte kişisel gelişim; kendine yardım etme, maneviyatı arttırıcı nitelikte faaliyetler yürütme olarak görülüyordu. İlk kişisel gelişim kitabı olan Samuel Smiles'in (1812-1904) "Self-Help" başlıklı eserinin açılış cümlesi şu şekildedir: "Sema kendilerine yardım edenlere yardım eder." Yine bir başka eserde de "Tanrı kendilerine yardım edenlere yardım eder" cümlesine rastlanılmaktadır. Peki bugün kişisel gelişimden çıkardığımız anlam nedir? Neden ve nasıl buna evirilmiştir?



Dünya nüfusu her 20 yılda bir neredeyse bir buçuk kat artıyor. 1960 yılında 3 milyar civarında olan dünya nüfusu, 1980’e gelindiğinde 4.5 milyara yaklaşmıştır. Artan nüfusa sağlanmakta güçlük çekilen birkaç alanla karşılaşıyoruz. Bunlar; nitelikli eğitim, kaliteli istihdam ve refah ortamı. Bugün bilinen anlamıyla kişisel gelişim ( yabancı dil edinme, nitelikli okuryazarlık becerisi, entelektüel faaliyetler yürütme veya katılma, yönetim becerisi kazanma…) tam da bu noktada evirilmiş görünüyor.


Artan nüfusa sağlanamayan nitelikli eğitim, öğrencilerin eksik yabancı dil kazanımına ve alanında uzmanlaşamama problemine sebep olmuştur. Ayrıca üniversitenin sunması gereken diğer birçok kazanımda da nitelikten uzaklaşmalara şahit olunmuştur. Dünyada yıllar içinde sürekli artış gösteren üniversite sayısı ve vakıf üniversitelerinin tüm öğrencilerin ne kadarını barındırdıklarına yönelik oranlarındaki artış bunu doğrular niteliktedir.



Artan nüfusa sağlanamayan kaliteli istihdamın itirafı 2019 yılında Uluslararası Çalışma Örgütünden (ILO) gelmiştir. Deborah Greenfield, (ILO Politikalardan Sorumlu Genel Direktör Yardımcısı) “SKH 8(Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi) sadece tam istihdamı değil, kaliteli istihdamı da kapsıyor.” Cümlesini 2019 raporlarında kullanmıştır. İnsana yakışır çalışma şartlarının söz konusu olmadığından bahsetmiştir. Bu durum, gelir adaletsizliği ve suç oranlarında artışa kadar birçok toplumsal probleme de yol açmıştır. Görülebilen evrendeki öncelikli sebebi ise artan nüfusa sağlanamayan nitelikli eğitimdir.


Tüm bunlar ve günlük yaşantımızdaki tecrübelerimiz bir araya getirildiğinde şöyle bir silsile ile karşılaşmak mümkün: İhtiyaç duyulan refah ortamına kavuşabilmek adına eğitim-öğretim sürecine adım atılıyor. Ancak bu sürecin yetersizliğinden kaynaklanan ek kişisel gelişim faaliyetlerine katılmak mecburiyet haline geliyor. Bu faaliyetler yaşantımızın diğer alanlarındaki yeteneklerimizde körelmeye ve potansiyel beceri kazanma alanlarımızdan uzaklaşmaya sebep oluyor. Bu fedakârlığın sebebi ise istihdam edilenler grubuna dâhil olabilmek.

Dünya tarihinde temel haklardan birisi olan “insanca çalışma hakkı” için bu kadar çaba gösterilip bu kadar az sonuç alınan bir dönem daha yaşanmamıştır.

13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör