top of page
  • TELKİN DERGİSİ

İdlip’te Ne İşimiz Var? / Doğukan Bağçeci

Muhalefet partilerinin sıkça sorduğu bu soru, hükümetin verdiği popülist cevaplarla derinleşiyor ve halkın kafasında soru işaretleri oluşturuyor. Muhalefet kanadı, İdlip savunmasını çoktandır şehirde hakimiyeti elinde bulunduran muhalif gruplara ve HTŞ’ye (Heyet Tahrir el-Şam; eski adıyla el-Nusra, radikal cihatçı Selefi grup) bırakılmasını savunurken hükümet kanadı muharebe dahil tüm olasılıkları göze alarak TSK’nın da aktif savaşta yer alması fikrini savunuyor. Bunun sebebi, Türkiye’nin vekil güçlerinden istediği verimi alamaması. Bunun yanında MİT’in bölgede etkinliğini arttırmasının yanı sıra el-Muhaberat (Suriye İstihbarat Servisi) ve GRU (Rus İstihbarat Servisi) da bölgede halen aktif ve etkili eylemlere imza atıyor. Peki bundan sonra ne olacak, bizleri neler bekliyor, ihtimaller neler? İşe bölgeyi tanımakla başlayalım.


İdlip


İdlip şehri, Suriye’nin kuzeybatısında Türkiye sınırında bir il ve aynı adlı vilayetin yönetim merkezi. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bu topraklarda terkedilmiş sayısız kent bulunmaktadır. Bu antik kentlerden birisi de zamanın en önemli merkezlerinden birisi olan Ebla antik kentidir. Kent, aynı zamanda Tevrat’tan yaklaşık 1500 sene önce yazılmış olan ve içerisinde Davut, İbrahim ve İsmail gibi peygamberlerden bahseden 5.000’den fazla tabletin bulunduğu kent olarak da bilinir. Şehir ekonomisi büyük oranda zeytin yetiştiriciliğine bağlıdır. Bunun yanında stratejik öneme sahip M4 ve M5 karayollarının kesiştiği ilçe Serakib de bu ile bağlıdır.



İç Savaş Döneminde İdlip:


2015 yılında şimdiki adı HTŞ olan el-Nusra grubu, İdlip şehrini Süheyl Hassan komutasındaki Rejim güçlerinden almış, zaten merkezde ve ülkenin doğusunda DAEŞ karşısında üst üste hezimetler yaşayan Rejim’e büyük bir darbe vurmuştu.

2015 senesinin eylül ayında Rusların savaşa aktif olarak dahil olmasıyla birlikte Rejim savaşta strateji değişikliğine gitti. Daha öncesinde sınırlı kaynakla birçok cephede savaşan Rejim, muhaliflerin dağınık yapısını kullandı ve bir cepheye odaklanarak diğer cephelerde ateşkes ilan etti. Rejim, ateşkes ilan edilen cephelerdeki muhaliflerin başka bölgelere taşınmasını ise 2009 senesinde şehirleri daha modern kılmak için Çin’den alınan yeşil otobüslerle sağlamıştı. Bu yeşil otobüsler daha sonraları asker, milis ve esir taşımak için kullanıldı ve iç savaşın bir simgesi haline geldi.


Rejim güçleri ve Rus ordusu İdlip bölgesi dışındaki muhaliflerin büyük kısmını yenerek onları İdlip bölgesine toplamayı başardı. Bu sırada Türkiye ile yoğun bir diplomasi trafiği içerisine girdi ve yapılan antlaşmalar neticesinde Türkiye; Rejim ile muhaliflerin çarpışmasını engellemek amacıyla İdlip bölgesine 12 adet gözlem noktası kurdu. Bu dönemde Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Gözlem noktaları bu noktada bulunduğu süre içerisinde ne Rejim ne de Rusya bu bölgeye saldırabilecektir.” dedi. Bu öngörünün yanlışlığı ilerleyen dönemlerde açık ve acı bir şekilde görülecekti.



Soçi Mutabakatı:

Türkiye ve Rusya arasında İdlip için imzalanan Soçi Antlaşması ise büyük bir anlaşmazlık doğuracak ve Rus diplomatların bu antlaşmayı Türkiye’yi oyalamak ve TSK ile muhalifleri bir nevi vekil güç olarak kullandırtmak amacıyla yaptığı ortaya çıkacaktı. Antaşmaya göre Rusya ve Rejim İdlip bölgesine saldırmayacak ve bunun akrşılığında Türkiye ve muhalifler İdlip’i radikal İslamcı gruplardan temizleyecekti. Muhaliflerin sahada gösterdiği disiplinsiz ve vasat altı performans, TSK olmadan muhaliflerin hiçbir işi başaramayacaklarını göstermekteydi.


Muhaliflerin başarısız saldırısı HTŞ’ye yaramış ve HTŞ Halep batısında ele geçirdiği ciddi avantajı kullanarak İdlip etrafında iyice güçlenmiş, yeni kaynaklar ve topraklar kazanmıştı. Bu durum Rusya’nın İdlip’e saldırması için bir zemin oluştuırmuştu. Aynı zamanda bu saldırılardan istediğini alamayan, toprak ve kaynak kaybeden muhalifler ise zayıf düşmüş ve Rusya tabiri caizse tek taşla iki kuş birden vurmuştu.


İdlip Şafağı Operasyonu:

Bu operasyon Rusya ve Rejim tarafında İdlip’in ele geçirilmesi amacıyla palnlandı ve uygulanmaya başlandı. Türk gözlem noktalarının aralarından ilerleren Rejim güçleri stratejik noktaların başında gelen Han Şeyhun, Morek, Maaret el-Numan gibi bölgeleri ele geçirmiş ve bu bölgede yer alan Türk gözlem noktalarını izole etmişti. Bu süreç içerisinde yaklaşık 650 Türk askeri Rejim ve Rusya’nın kuşatması içinde kaldı.


TSK, nokta halinde yapılan savunmanın başarısılığını görüp plan değişikliğine gitti ve İdlip bölgesine çok sayıda askeri konvoy göndererek bir savunma hattı kurdu. Gönderilen konvoylar 7/24 Rus keşif uçakları tarafından gözleniyor ve görüntüleri gözdağı vermek için yayınlanıyordu. Nitekim bu gözdağları sonuç vermedi ve Rusya, Rejim güçlerine TSK’ya saldırı için izin verdi. Rejim ordusu, Rus keşif uçaklarından aldıkları bilgiler doğrultusunda TSK’ya ait konvoylara 2 ayrı saldırı yaptı ve TSK 2 saldırıda toplamda 13 şehit verdi.


Plansız yapılan sevkiyatlar, kırmızı toprak üzerinde çatışmaya gönderilen zırhlı birliklerdeki çöl kamuflajları, birliklerin konuşlanacakları bölgelerin iyi seçilmemesi, hava sahasının Rusya kontrolünde olması gibi etmenler TSK konvoylarının açık hedef haline gelmesine etkiliydi.



27-28 Şubat Rus Hava Saldırıları:

Rus uçakları 27-28 Şubat gecesi Zaviye Dağı bölgesinde hareket halinde olan Türk konvoyuna hava saldırısında bulundu. Saldırıyı Rejim üstlenmesine rağmen, mevcut ekipman ve pilot kabiliyeti bakımından Rejim’in bu saldırıyı yapması olanaksız gözüküyor.


İlk bombaların düşmesiyle beraber, Türk askerleri konvoydan ayrılarak araziye ve çevredeki binalara sığındı. İkinci sorti bu binalara ve araziye yapıldı. Türkiye’nin kayıpları en çok bu esnada yaşandı. Üçüncü sorti ise, yardıma gelen sağlık ekiplerine ve destek kuvvetlere yapıldı ve Türkiye son yıllarda hiç vermediği kadar kayıp verdi.


Rus hava kuvvetlerine üstünlük kuramayacağını anlayan TSK, yıpratma savaşına girdi ve sahaya SİHA’ları sürdü. Başarı oranı yüksek saldırılar yapabilen bu silahlar sayesinde Rejim, hava savunma sistemleri dahil büyük kayıplar verdi. Bu yıpranmaya rağmen ilerleyen Rejim Serakip gibi stratejik kasabaları da ele geçirdi ve Türk hükümeti ile Rus hükümeti masaya oturdu. Bu görüşmelerde Soçi’ye ek olarak bir mutabakat daha yapılması kararlaştırıldı ve Tekrardan bir ateşkes imzalandı.


Şimdi Ne Olacak?:

Sochi’ye ek olarak imzalanan protokol, Rusya’nın lehine oldu. Fakat protokoldeki pürüzler yakın zamanda dikkatlerin tekrardan bu noktaya kayacağını gösteriyor. Aynı zamanda Rejim’in PYD/PKK kontrol bölgesinin sınırına atadığı komutanlar daha öncesinden PKK ile diplomatik ilişkilerde kullandığı komutanlar. Yani yakın zamanda PKK/PYD ile bir çatışma öngörülmüyor. TSK, İdlip bölgesine gözlem noktaları kurmaya ve konvoy sevkiyatı yapmaya devam ediyor. İdlip muharebesi Rejim tarafından kazanılırsa savaşı kesin olarak Rejim kazanacak denilebilir. Fakat muhaliflerin akzanması durumunda her denklem tekrardan yazılacaktır.


22 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page