• TELKİN DERGİSİ

Cumhuriyet Silsilesi: Türkiye'den Öncekiler / Abdullah Barış Yılmaz

Cumhuriyet, belirli bir hükümet ya da devlet başkanının, o ülkenin halkı tarafından belirli süre ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Cumhuriyet halkın da devlet içerisinde söz hakkı olduğunu ve halkın fikirlerini, samimi ve meşru olmak şartı ile devlet kademesinde uygulamaya geçilmesinin teminatıdır.



"Cumhuriyet düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimî ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muarızlarımızın insaflı olması lâzımdır. "Mustafa Kemal Atatürk

Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmeye başlamasıyla birlikte bu çöküşe karşı reaksiyon gösteren yetişmiş Türk aydınları ve yetişmiş Türk subayları, farklı çareler arayışı içerisinde adım adım demokratikleşmeye başlamış ve en sonunda Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuşlardır.


Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan önce de Türk milleti demokratikleşme hareketleri içerisine girmiş ve Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti’nden önce de cumhuriyetler kurmuşlardır. Bu cumhuriyetler Batı Trakya Türk Cumhuriyeti, Kırım Halk Cumhuriyeti, Alaş Orda ve Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'dir. Bu cumhuriyetler gerek Türkiye Cumhuriyeti’nin öncülü Osmanlı İmparatorluğu’yla gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisiyle yakın bir bağ içerisinde bulunmuşlardır.


Kurulmasıyla birlikte kuruluş döneminde aldığı yardımları unutmayan Türkiye Cumhuriyeti, tarihi birikimiyle beraber kendisinden sonraki cumhuriyet hareketlerine bile varlığıyla ışık tutmuş ve bulunduğu coğrafyada köklü değişimlerin öncüsü olmuştur.


Koş Mustafa Kemal. Koş, atın çatlayana dek... Bizi tedbir mat etti... sana tedbir ne gerek...

Muhammed İkbal


Yazım uzun olduğundan ve iki ana koldan ilerlediğinden dolayı derginin bu sayısında Türkiye Cumhuriyeti’nden önce kurulan Türk cumhuriyetlerini, derginin bir sonraki sayısında ise Türkiye'nin varlığından bile güç alarak harekete geçmiş cumhuriyet hareketlerini anlatacağım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kilit noktası olduğu bu sonsuz cumhuriyet silsilelerini öğrenmek ve yaşatmak adına!



Batı Trakya Türk Cumhuriyeti (1913-1913)

1908 yılında bağımsızlığını ilan eden Bulgaristan Krallığı, 1878 tarihinde imzalanan Berlin Antlaşması’nda istediğini alamadığından dolayı Balkanlar’da yayılma niyetli politikalar yürütmeye başlamıştır. Aynı yıl içerisinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun da Bosna-Hersek'i işgal etmesinden dolayı sıkışan Sırbistan, Balkanlar’da kendine yeni topraklar aramaya başlamıştır.Bu iki yayılmacı politika yürüten devletin birbiriyle çatışıp, bu sırada Osmanlı İmparatorluğu’nun bu durumdan faydalanarak Balkanlar’da tekrar güç kazanmasından korkan Rusya İmparatorluğu, Bulgaristan ve Sırbistan arasında arabuluculuk yapmaya ve hedefleri Osmanlı İmparatorluğu’na çevirmeye çalışmıştır. Bu çalışmalarıyla birlikte hedefine ulaşan Rusya İmparatorluğu, bu ittifaka dünden hazır olan Yunanistan Krallığı ile Karadağ Krallığını da yanına çekmiştir. Türkleri Balkanlar’danatmak isteyen bu ittifak, Osmanlı İmparatorluğu’nun o zamanlarda Trablusgarp Savaşında bulunmasından da cesaret bularak, hamlelerine başlamış ve bu hamlelerin devamında Birinci Balkan Savaşı başlamıştır.


Resmî tarih olarak 8 Ekim 1912’de başlayan Birinci Balkan Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun mağlubiyeti ile birlikte resmi olarak 30 Mayıs 1913 tarihinde sonlanmıştır. Bu savaş sonucunda Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar’daki birçok toprağını kaybetmesiyle beraber antlaşmalardan en kârlı olan devlet Bulgaristan çıkmıştır. Ege Denizi'nden Karadeniz'e kadar Bulgaristan'a göre büyük bir devletten rahatsız olan Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ devletleri, bu duruma karşı tepkiler göstermeye başladılar. Bu tepkilerden yararlanarak topraklarının en azından bir kısmını geri kazanmak isteyen Osmanlı İmparatorluğu ve kaos ortamından yararlanmak isteyen Romanya Krallığı da tepkilerini dile getirince İkinci Balkan Savaşı patlak verdi. Bu savaşta beş ülkenin saldırması sonucu dayanamayan Bulgaristan, ağır mağlubiyet alarak Bükreş Antlaşması’nı imzalamıştır.



Bu savaş sonrası mantıklı hamlelerle kaybettiği toprakları geri almaya başlayan Osmanlı İmparatorluğu, Meriç Nehri’ni de geçmeye hazırlanıyordu ki, Rusya İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu’nun Meriç Nehri’ni geçmesi halinde Osmanlı İmparatorluğu’na savaş açacağını dile getirmiştir. Rusya'nın bu hamlesinden sonra Osmanlı Meriç Nehri'ni geçmemiş fakat Batı Trakya'nın, Bulgar kontrolüne geçmemesi için burada “Garbî Trakya Hükûmet-i Müstakilesi”nin kurulmasını sağlamıştır.

Batı Trakya Türk Cumhuriyeti, ilk ve son başkanının Hoca Salih Efendi olduğu ve başkentinin de Gümülcine olarak belirlendiği bir Türk cumhuriyetidir. Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin yüzölçümü 8.578 kilometrekaredir.


Batı Trakya Türk Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti’nin Bulgaristan ile yapmış olduğu İstanbul Antlaşması ile Bulgaristan’a bırakılmıştır. Buna tamamen karşı çıkan Batı Trakya Türk Cumhuriyeti, Bulgaristan’a karşı direniş göstermiş fakat ne yazıktır ki bu direnişinde başarılı olamamıştır. Acıdır ki Batı Trakya Türk Cumhuriyeti 29 Ekim 1913’de resmi olarak sona ermiştir.


Kırım Halk Cumhuriyeti (1917-1918)

Kırım Yarımadası, 1917’nin başlarında Rusya İmparatorluğu’na bağlı Tavrida Guberniyasına bağlı bir bölgedir. 1917’nin ikinci çeyreğinin başlarında Kırım’da bulunan Tatarlar, başlarında Numan Çelebicihan gibi milliyetçiler ile birlikte Kırım Müslümanları Kongresi'ni toplamışlardır. Tatarların buradaki hareketlenme sebepleri ise savaştan ağır hasarlar almış olan Rus İmparatorluğu içinde bağımsızlık kıvılcımlarının oluşması ve bu sebeple bağımsızlık adımlarına başlatmaktır.

İçinde büyük çalkantılar olan Rusya İmparatorluğu’nda Bolşeviklerin 25 Ekim 1917’de devrim yapmasından sonra bağımsızlık hareketlerini hızlandıran Kırım Tatarları, hızlı bir şekilde topladıkları Kırım Tatar Milli Kurultayı ile 26 Aralık 1917’de bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.

Kırım Halk Cumhuriyeti, ilk ve son başkanının Numan Çelebihan olduğu ve başkentinin Bahçesaray belirlendiği bir Türk cumhuriyetidir. Kırım Halk Cumhuriyeti’nin yüzölçümü 26.860 kilometrekaredir.


Kırım Halk Cumhuriyeti, bağımsızlığını ilan ettikten sonra komşusu Ukrayna tarafından tanınmıştır. Kuruluşundan sonra Rus ordusuna bağlı Tatarları vatanlarına çağıran Kırım Halk Cumhuriyeti, kabinesini kurup çalışmalarına başlamıştır. Bu arada Rusya’da başa geçip rejimi değiştiren Bolşevikler, Kırım Halk Cumhuriyeti’ni tanımamış ve savaşmak için asker göndermeye başlamıştır. Kırım Halk Cumhuriyeti bu duruma karşı ordusunu toplamış ve 3 bin Tatar askeri, 40 bin Bolşevik askerine karşı Bahçesaray yakınlarında savaşmış ve bu savaşı kaybetmiştir. Kırım’ı işgal eden Bolşevikler, devlet başkanı Numan Çelebicihan'ı idam etmiş ve bu cumhuriyetin varlığına son vermiştir.

ALAŞ ORDA

Alaş Orda'yı tam bir devlet olarak nitelendirmemekle beraber 1905 ortaya çıkmış ve sonrasında devlet kurmaya kadar gitmiş, büyük bir halk hareketi olarak değerlendirmekte fayda var.

Alaş Orda, 1905’te Taşkent’te yapılan Türkistan Müslümanları Kongresi’nde Kazakların ve Kırgızların başını çektiği Türkçü bir parti olarak kurulmuştur. Kurulduğu andan itibaren Türk coğrafyasında Osmanlı İmparatorluğu’nda Jön Türkler ve Başkurdistan bölgesinde Sultan Galiyev’in Türk-Tatar komitesiyle yakın bağlar içerisinde bulunmuşlardır.

Alaş Orda’nın fikirlerini fiili olarak asıl harekete geçirmesi ise Kırım Halk Cumhuriyeti gibi 1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra başlamıştır. Alaş Orda bu dönemde ilk başta Kazakların ve Kırgızların birlikte yaşadığı bir devlet hareketine girişmişlerdir. Hareket bu devletin ilk başkanını partinin önde gelenlerinden Mustafa Çokay olarak seçmiştir. Mustafa Çokay devlet başkanı seçildikten sonra ilk başta diploması yoluyla Rusya ile işleri halletmeye çalışmıştır. Rusya’nın demokratik bir şekilde yönetilmesini ve Türkistan haklarının bu kararına saygı duymasını ileri süren Çokay Yönetimi, bu söylemleri sonrası Bolşeviklerle iyice arası açılmış ve savaş pozisyonlarına geçilmiştir. Bolşeviklerin, Alaş Orda’yı yok etmek için başladığı savaşlarda Alaş Orda iyi direnmesine rağmen bir süre sonra cepheyi iki bölmek zorunda kalıp, Türkistan’ın bir kısmıyla bağlantısını kesmek zorunda kaldı. Bu dönemde Bolşevikleri Doğu Avrupa ve Kuban tarafından da vurmak isteyen Alaş Orda, o bölgede Kazanlarla(Slav) anlaşsa bile geç kalınmış bir anlaşma olduğundan Bolşevikler savaştan galip çıkmış ve Alaş Orda geri çekilmiştir.

Alaş Orda bu savaşta yenilmesine rağmen faaliyetlerinden vazgeçmemiş Türkistan’da var olmaya devam etmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda savaşmak için gelen 2 bin Kırgız’ın gönderilmesine vesile olmuşlardır. Kurtuluş Savaşı’na savaşmaya gelip, savaş sonrası Türkiye’de kalan Kırgız vatandaşlarımız halen Türkiye’nin Van ilinde yaşamaktadır.


Azerbaycan Halk Cumhuriyeti (1918-1920)

1917’de Rusya İmparatorluğu’nda Şubat Devrimi gerçekleştikten sonra Güney Kafkasya’da Türk, Gürcü ve ermeni yetkililerin oluşturduğu Transkafkasya Komiserliği adındaki oluşumla yönetimin başına geçmişlerdir. Bu sırada Bakü’de ise Bakü Sovyet Hükümeti kurulmuştur. Osmanlı Devleti 19 Aralık 1917’de Transkafkasya Komiserliği’ni Erzincan Mütarekesi ile tanımıştır. Osmanlı’nın kendilerini tanımasıyla Transkafkasya Komiserliği’nin üç kurucu unsuru Türkler, Gürcüler ve ermeniler arasında anlaşmazlık çıkmıştır. Gürcüler ve Ermeniler, Osmanlı ile anlaşılmayıp, silahlı bir mücadeleyi savunurken, Azerbaycan Türkleri ise Osmanlı ile barışçıl bir diploması yürütülmesini savunuyorlardı. 3 Mart 1918'de Brest-Litovsk Antlaşması ile Kars, Batum ve Ardahan Osmanlı Devleti’ne verilince, Gürcü tarafı bu duruma büyük itirazlar etmiş fakat 28 Mart 1918’de Türk askerlerinin telkiniyle kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu olayları atlatıp, aynı zamanda kendi içerisinde birçok ayrılığa düşen Transkafkasya Komiserliği’nde Gürcü tarafı Almanya himayesine girince birlik tamamen dağıtılmıştır.


Transkafkasya Komiserliği dağıldıktan sonra 28 Mayıs 1918 tarihinde Azerbaycan Milli Şurası tarafından Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Cumhuriyet ilan edildikten sonra meclis açılıncaya kadar devletin başına Mehmet Emin Resulzade seçilmiştir.


4 Haziran 1918’de Osmanlı Devleti ve Azerbaycan Halk Cumhuriyeti arasında Batum Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile birlikte Azerbaycan ve Osmanlı arasındaki güven duyguları daha da sağlamlaştırıldı. Bu anlaşmanın hemen sonrasında Bakü Sovyeti ordusu Gence'ye hareket etmeye başlayınca, Azerbaycan, Osmanlı Devleti'nden yardım istedi. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ile Bakü Sovyeti arasındaki çatışmada Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nden tarafta bulunan Osmanlı Devleti, 15 Eylül 1918’de Nuri Paşa'nın komuta ettiği Kafkas İslam Ordusu ile Bakü şehrini almayı başarmıştır. 17 Eylül günü Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü olmuştur. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti neredeyse her şey güzel gidiyor derken, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’nda kaybetmesiyle imzalanan Mondros Mütarekesi ile birlikte Azerbaycan’ı terk etmek zorunda kalmıştır.


Osmanlı’nınAzerbaycan’ı terk etmesinden sonra belirli işgallere uğrayan Cumhuriyeti, en son Sovyetler Birliği’nin 26 Nisan 1920’de Azerbaycan’a girip, 28 Nisan 1920’de Azerbaycan’ın Sovyetlere bağlanmasıyla son bulmuştur.


Maalesef bu dört Türk cumhuriyeti ayakta tutunmamışlardır fakat nefes aldıkları her an Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamalarına katkı da bulunmuşlardır. Bu dört cumhuriyet ayakta kalamasalar bile Türkiye Cumhuriyeti, o coğrafyaları Türk cumhuriyetinin ışığı ile aydınlatmıştır ve aydınlatmaya devam edecektir.

17 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör