top of page
  • TELKİN DERGİSİ

Ankara ve Cebeci Romantizmi / Atilla Altınöz

Ankara romantizmi; yolu Ankara’ya düşen herkesin ister istemez çevresini saran, içine çeken bir durumdur. Ankara yerlisi zaten doğduğundan beri bu durumun içerisinde bulunduğu için pek yabancılık çekmez ama Ankara’ya farklı şehirlerden gelenler bu durum karşısında afallayabilir. Son yıllarda Ankara romantizminin abartıldığını, gereksiz olduğunu dile getiren bir kesim de ortaya çıkmış olsa da Ankara’ya farklı şehirlerden gelen öğrenci ve memur kesim, Ankara geyiklerine ve Ankara romantizmine çabuk ayak uydurur.



Ankara romantizminin içeriklerine gelecek olursak, Ankara şehri özellikle cumhuriyet döneminde çok fazla gelişim göstermiştir. Bunun başlıca nedenleri Ankara’da birçok fakülte açılması, bütün devlet kurumlarının Ankara’ya taşınması ve bu dönemde

hem yurtiçinden hem de yurtdışından birçok önemli şair, bürokrat gibi kişilerin Ankara’ya bolca gelmesi diyebiliriz. Bu gelişmeler sırasında Ankara şehri imar

planlaması olarak da bir başkente yakışır şekilde düzenli olarak inşa edildi. Az önce söylediğim bilgi özellikle Çankaya için geçerlidir, Çankaya’da herhangi bir yerde yürüyorsanız gözünüze batan çok fazla şey göremezsiniz. Bolca oturup

soluklanabileceğiniz, temiz hava alabileceğiniz park görürsünüz. Yollar ve binalar ise gayet nizamidir. Böylesine kültür kokan bir şehirde ise o şehrin romantizmini yapmamak olmaz. Son dönemlerde ise Ankara romantizmine öncülük eden simgeler ise Pilli Bebek ve Behzat Ç. diyebiliriz.



Ben bir Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi olarak vaktimin çoğunu Cebeci’de geçiriyordum. Bundan dolayı da daha detaylı analizimi Cebeci üzerine yapacağım. Öncelikle size Cebeci

hakkında ufak bilgiler vereyim; Cebeci Ankara’nın en eski semtlerinden birisidir. Her kesimden ve her çeşitten insanın yaşadığı Cebeci bana kalırsa Ankara’nın en kozmopolit mahallesidir. Cebeci Yerleşkesi'nde okumaya gelen öğrencilerin kattığı hava, her gün binlerce araç geçen Cemal Gürsel Caddesi, Cebeci İstasyonu, 50. Yıl ve Kurtuluş Parkları, Cebeci İnönü Stadyumu ve Cebeci Asri Mezarlığı gibi birçok mekâna sahip olan Cebeci adeta küçük bir Türkiye gibidir. Beni en çok etkileyen yerler ise tabi ki öğrencisi olduğum Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Cebeci İstasyonudur. Mülkiye gerek tarihiyle gerek yetiştirmiş olduğu değerli isimlerle hem Ankara açısından hem Türkiye açısından çok önemli bir yerdir. Koridorlarda yürürken sizden önce yürüyen değerli kişileri düşünür ve ister istemez bir Mülkiye havasına girersiniz. Bu dediklerimi okul arkadaşlarım çok daha iyi anlayacaktır. Cebeci İstasyonu ise adıyla özdeşleşmiş şiirden ötürü bana hep yoğun duygular hissettiren bir yer olmuştur. Yavuz Bülent Bakiler’in Cebeci İstasyonu şiirini de mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Bunların yanı sıra 50. Yıl Parkı da mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yerdir özellikle de güneş tam batarken Anıtkabir ve Atakule manzaralarına hayran kalacaksınız.



Yazımın sonuna gelirken Cebeci’den Kızılay’a yürümeyi anlatmak istiyorum. Ben ne kadar tarif etmeye çalışsam da bunu kendiniz yaşamadan anlayamazsınız. Bir sonbahar günü kızıl yapraklar yollara dökülmüşken Kurtuluş Parkı’ndan geçerek Kızılay’a yürürseniz bütün hayatınızı düşünür önemli kararlar alırsınız ve bunların tümü sizin kontrolünüz dışında gerçekleşir. Tüm eleştirilere rağmen hem Ankara hem Cebeci benim için oldukça güzel ve görülesi yerlerdir.

17 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page