• TELKİN DERGİSİ

Amerika'da Protestolar ve Irkçılık / Abdullah Barış Yılmaz

25 Mayıs 2020 tarihinde hepimizi derinden sarsan ve tüm dünyada çoğu grubu alevlendiren kan dondurucu bir olay gerçekleşti. 46 yaşında bir Afro-Amerikalı olan George Floyd, akşam saatlerinde yapılan bir ihbar üzerine gelen polis memurunun (!) gözaltına alma sırasında dizi ile birlikte George’un boğazına sekiz dakika kırk altı saniye boyunca insafsızca bastırıp, George’un kulaklara kazınan” I Can’t Breathe” (Nefes alamıyorum) söylemine rağmen insafsızca katledildi.

Amerika’da artık aşıldığı iddia edilen fakat eskilerden beri süregelen ırkçılığın, bu vahşet ile birlikte aslında insanların bazılarında hala yaşamakta olduğunu görmüş olduk. Herhangi bir insanın kendi doğumuyla beraber sahip olduğu ten rengi yüzünden kendisi gibi bir ten rengine sahip olmayanlar tarafından hor görülmesi gibi sapkın bir fikrin olmaması gerektiğini hepimiz hemfikiriz ama ben bu olayda bu zihniyet kadar Amerika’daki polis mantığının da sorun yarattığını düşünmekteyim.


Amerika’da polisin herhangi bir olay esnasında robot gibi davranması, verilen ihtara uymadığı zaman karşıdaki bireye konuşma hakkı vermeden fiziksel temas hatta vurma hakkına sahip olması kesinlikle yanlış bir karardır.


Polisin elinde bulundurduğu bu orantısız güç olanağı aynı zamanda ırkçılık ile birleştiği zaman ne kadar iğrenç boyutlara ulaştığını tekrardan bir kanıt niteliğinde görmüş bulunmaktayız. Benim burada dediklerimin de farklı yöne saptırılmasını istemiyorum. Herhangi bir polis memurunun nerede olursa olsun görevi esnasında zarar görmesini istemiyorum.


Herhangi bir tehlike anında kendini ve ülke içerisindeki asayişi korumak için karşıdaki muhatabına müdahalede bulunmalıdır ama bahsettiğimiz bu olayda George’un konuşmasına hiç müsaade etmeden yapılan müdahale ve sonrasında ilerleyen şiddete de olanak vermeyecek bir düzenleme yapılmalıdır.



I Can't Breathe


Olayın sonrasında ise gerek olay esnasında güvenlik kameralarıyla gerekse olay yerinde olan insanların çektikleri video kayıtlarıyla olay kısa sürede sosyal medyada dünyanın dört bir yanından kişilerin tepkilerini çekmeye başladı. Amerika başta olmak üzere birçok ülkede insanlar sokağa inmeye ve tepkilerini dile getirmeye başladılar. Özellikle olayın gerçekleştiği Minneapolis ile birlikte New York ve Chicago’da insanlar sokaklara inip, eylem yapmaya başladılar. Eylemler “I Can’t Breathe” sloganları eşliğinde gayet sakin bir şekilde başlamıştı.



İnsanlar sokaklarda yürüyor ve ırkçılığa, otoriteye ve baskıya karşı isyanlarını dile getiriyorlardı. Böyle başlayan eylemler sonrasında gerek polisin göstericilere müdahale etmesiyle gerek bazı grupların eylemleri vandallaşan siyasi talanlara çevirmesiyle birlikte gerilim üst seviyelere ulaştı.

Gruplar bulundukları şehirdeki genellikle hedef gösterilen mağazaları talan edip, yaktığı ve bazı polis memurlarının aşırı kaçan müdahaleleri ile birlikte olay bir gerginlik döngüsü haline dönüştü. Bu çatışmalar esnasında kesin olmayan rakamlarla birlikte şu anlık en az 7 kişinin ölümüyle sonuçlandığı söyleniyor.


Beyaz Saray’ın açıklamasına göre bu olayları aşır radikal örgütler alevlendiriyor. Açıklamaya göre olayı terörist olarak tanıyacakları Antifa ve diğer radikal sol örgütler alevlendiriyor fakat dış basınının söylemlerine göre eylemlerde aşırı sağ gruplar bile kendince yer almakta.

Aşırı sağ grupların olaylar içerisinde bulunmasının sebebi ise olayların büyüyüp, Amerika içerisinde bir çatışma ortamı çıkarmasını sağlamak. Antifa ve Antifa gibi grupların asıl amacı ise büyük market zincirlerini hedef göstererek hem neferlerini kolay yoldan mal sahibi yapmak, hem de marketlere verilen zararın sigorta arayıcılığı ile birlikte devlete ekonomik zarar vermek.


Olayın bir farklı boyutu ise şu an hala devam etmekte olan Corona Virüs vakaları.

Eylemlerde sosyal mesafe hiçe sayıldığı için şu an artan vaka sayısını tahmin etmek çok zor ama böyle giderse Amerika’nın hem Corona virüsünden dolayı hem de bu olaylardan dolayı sarması zor bir yara alacağını düşünüyorum. Amerika’daki şu an yürütülmekte olan sağlık sisteminin bu yaranın virüsle ilgili kısmını saramayacağı da bariz ortada. Amerika’da kontrol altına alınamayan bir virüsün dünyadaki diğer devletlerin de kontrol altına almasını zorlaştırdığını da bilmek gerek.

Suçlu Trump Yönetimi Mi?


Bu kadar sıkıntılı olaylar olan Amerika’nın şu anki devler başkanı Donald Trump’ın olaylara karşı olan tavrı ise insanların daha çok alevlenmesine sebebiyet vermişti. Ben bu olaylardan sonra Trump’ın bir sonraki seçimde başarılı olmayacağı düşünmekteyim fakat bu olayların tek sebebinin Donald Trump yönetimi olduğunu düşünmemek lazım.



Amerika’da polisin sebepsiz zorbalıkları ve ırkçılık Amerikan tarihi içerisinde her zaman böyle olayların olmasına sebebiyet vermiştir. 1600’lerin başlarında başlayan bu zulüm hale şekil değiştirmiş olsa da devam etmekte. Afrika’da başlayan bu baskı farklı bir formda Harlem’de devam etmektedir. Bu ırkçılığı yapan kimi zaman köle tüccarları olur, kimi zaman Ku Klux Klan olur, kimi zaman da ırkçı bir polis memuru...

Onun için bu eylemlerin bu sorunu kökten çözmeyeceğini görmek lazım. Amerika’da böyle olayların olmasını istemiyorsak, Amerika’daki zihniyetin ve bazı yetkilerin değişmesi lazımdır. Şu anki protestolar şu anki yönetime seslerini duyurmaya şimdilik yetmiştir. Eylemleri yapan grupların dünyada hala bir pandemi yaşandığını ve çok kötü durumda olan ülkelerinde kendilerine ve ülkelerine çok büyük bir zarar verdiklerini hatırlamaları gerekmektedir. Umarım bir daha böyle bir olay yaşanmaz.

I am the child of this society. You are the ones who made me this way. Now I’m telling my mind and they don’t want it. America is what makes me like this! -Tupac Amaru Shakur

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör